27 Mayıs 2012

DİSKO TOPU SALLANIYOR

Programı izlemeyenler yazının başlığına bir anlam veremeyebilirler. Şöyle söyleyeyim; gereksiz Eurovision rüzgarından masanın üstünde asılı duran disko topu kendini bir başta bir de sonlara doğru aşağı saldı. Hala anlaşılmadı mı bu Eurovision'un ne olduğu? Bu kadar ehemmiyet vermek niye? Okan yıllardır bunun gay bir organizasyon olduğunu, bir milli mücadele gibi görmememiz gerektiğini söyler durur. Ama bunu bu şekilde düşünmeyenler çoğunlukta olacak ki her yıl bu milli mücadele tekrar başlar. Önce kimi gönderelim tantanası, sonra seçilen ismin eleştirilmesi, yarışma zamanı gelince büyük bir sahip çıkma gösterisi, sonuçlar açıklandıktan sonra "zaten 1. olamayacağımız belliydi" şeklinde yorumlar. Bu sıralama hep böyle olur. Hatta bir de sonuna "zaten şarkıya puan verilmiyor ki her şey siyasi" minvalinde ekstra yaratıcı, yıllardır hiç söylenmeyen açıklamalar eklenir. Bunun böyle olduğu zaten belli. Kimin kime puan vereceğini artık herkes ezberlemiştir. Ama gel gör ki yine bir milli mücadele verdik biz. En güzel yansıması twitter üzerinden görüldü. Yarışma sırasında TT listesi 10'da 10 Eurovision ile ilgiliydi. Bu durumla sık karşılaşmayız. En son şampiyonun belli olduğu, süper final maçının olduğu gün yine TT listesinin tamamı maçla, futbolcularla ilgili veya sinkaflı içeriklerle kaplanmıştı. Türkiye'de futbolun ne kadar önemli olduğunu düşünürseniz bu Eurovision meselesine ne kadar önem verildiğini daha iyi anlayabilirsiniz. Sonuç olarak 7. olduk ve yine aynı sıralama oldu. Yarın medyada da bir kısım sahip çıkar, bir kısım da kıyasıya eleştirir. Böylece bu yılki Eurovision maceramıza nokta koymuş oluruz. Seneye bu kadar takmamak dileğiyle gelelim Disko Kralı'na.

Kral ne dedi: "Örovizyon'u izleyenlere yazık oldu. Biz burada ne güldük ne eğlendik." Evet, tam da böyle oldu. Programın başlarında Okan'ın Bahriyeli Yarim söyleyişi (üstelik şarkıyı esas söyleyene uyarlanmış haliyle) kaçıranlara tavsiye edilir :) Her tarzda şarkıyı bulabileceğiniz bir gece vardı diskoda. Dokuz sekizlik, pop (yerli&yabancı), hicaz, rock. Klasikleşmiş eserleri söyleyen Semih Saygıner beni acayip şaşırttı. Bunu da söylemeden geçmeyeyim. Hatta canlı performansı playbackten daha iyiydi bence.

Stüdyodaki seyirciler arasında Amerikalı misafirler vardı bu gece. Onlarla sohbet ederken Kral'ın ağzından "go and fuck" çıktı yine üstelik bir değil iki kere. Ama neyse bugün RTÜK üyeleri de Örovizyon izliyordur. Gözden kaçırmışlardır. Umarım böyledir. Zaten Haziran sonuna az kaldı yeni bir cezaya tahammül edemem. Fi tarihinin kuşları, gezegenimizin keşfi gibi bir şeyi bir daha izlersem fenalık geçirip ölebilirim. Bak o günler aklıma geldi, daraldım bir anda. Neyse bu sefer elimiz güçlü. En kötü kedi, köpek veya at konularının işlendiği Muhallebi Krallarını öneririz :)

Bu arada Kral bu sefer söz dese de yine ankete bağlanmadı. O kadar yapıyoruz, bakılmıyor diye düşünmeyiniz. Bu durum cumartesi günleri oluyor. Haftaiçi düzenli bir şekilde anket sonuçlarına bakılıyor. O yüzden anketleri yapmaktan vazgeçmeyiniz.

Ali Biçim yeni parçası "lan bari suyu öde" ile Örovizyon'a göz kırptı ;) Oradakilerden eksiği yok. Hatta fazlası bile var. Zagaband canlı çalıyor daha ne olsun?     

26 Mayıs 2012

MÜKEMMELİ'M'EDYA KRALI

Saat itibariyle artık dün gece olan program bana göre son zamanların en mükemmel Medya Kralı'ydı. Zaten Hale Caneroğlu'nun konuk olduğunu öğrenince bu program tamam demiştim. Nitekim yanılmadım. Mükemmelim parçasıyla geceye de mükemmel başladı. Bu şarkıyı başka bir isim söylese eminim ki bu kadar beğenilmez. Çünkü sadece söylemekle kalmıyor resmen şarkıya hayat veriyor, yaşıyor, yaşatıyor. Her tarzda şarkıyı kendine yakıştırmayı başarmasında çok başarılı olduğu oyunculuğunun da çok fazla katkısı var. Ama yine de bütün bunlara sahip olan bir başka insan bu kadar tutulmayabilir. Bu başarının en önemli nedenlerinden biri de çok doğal olması. Bir gram yapmacıklık barındırmıyor. Bu kadar eğlenceli bir insan, programlar için ideal konuk olmasının sebebi budur bana göre.

Refika Birgül'le gerçekleşen sohbet de gecenin renkli anlarındandı. Kendi işi, kendi apartmanları, kendi hastanesi falan derken bir an için kendi şehirlerini kurma planları olduğunu düşündüm :) Bu nedir böyle ya? Ben hayatımda kendi ailesiyle bu kadar çok kendi bıdı bıdılarını yapan bir insan görmemiştim. İyi oldu, bu vesileyle görmüş oldum. Şaka bir yana yaptığı yemek programı ve yemek kitabı başarılı görünüyor.

Murat Akkoyunlu ve Fulya Zenginer'in temsil ettiği Sağ Salim adlı film ise eğlenceli görünüyor. Sıfır katkılı konuklardan olmayan bu ikili de iyiydi. Özgün'ün söylediği şarkılara gençlerin ilgisi güzel görünüyordu. Ama Marsis resmen ortalığı dağıttı. Her programa gelişlerinde müthiş bir performans sergiliyorlar. Bugün de hem seyirciyi hem de Kraliyet ekibini coşturmayı başardılar.

Ve tabi ki Medya Kralı'nı mükemmel yapan esas isim Kralımız. Okan da saç-sakal değişikliği olduğunun ertesi günü insanlar bana twitterdan veya bizzat yüzüme karşı yorumda bulunuyorlar. Bunun sebebini anlamış değilim. Ben Okan'ın stil danışmanı değilim. Bunun zamanına ben karar vermiyorum. Özellikle kötü olduğunu düşünenler için söylüyorum: Ben ne yapabilirim yani? Dünkü saç-sakal değişikliğinden sonra bilerek bir şey yazmadım. Bu sefer de "aaaa sen yazmazsan olur mu?" şeklinde kendi görüşleriyle beraber geri dönüşler aldım. Baba şöyle söyleyeyim; bu değişiklik için güzel olmuş diyenler ağırlıkta bu sefer. Eh madem öyle ben de yazayım bari de eksik kalmayayım :) Benim favorim saçının 3 level, sakalının 2 level daha uzun olduğu zaman olsa da bu da iyi olmuş. Özellikle bugünkü mavi gömlekle yaktın ortalığı. Neyse, efendi blogger çizgimden çıkmadan yerimi Bay Tahmin yorumuma bırakayım. Şaka şaka :) Bugünlük yorumlar bu kadar.  

20 Mayıs 2012

BU GECE EĞLENCE DİSKODAYDI

Uzun bir süredir bloguma yazmıyordum. Nedenini, niçinini bu konuya ayrılmış bir yazımda anlatırım belki. Belki de anlatmam neyse esas konumuza dönelim.

Bana göre son haftalardaki en eğlenceli Disko Kralı'ydı. Tabi ki ana sebeplerinden biri her daim eğlencesi garanti konuklardan Safiye Soyman-Faik Öztürk ikilisiydi. Onları bu kadar eğlenceli yapan şey ise tamamiyle doğal olmalarından geçiyor. Okan'ın da söylediği gibi herkesin mutlaka hayatının bir yerinde olan eşi, dostu, dıdısının dıdısı vb. birileri gibi samimiler. Önceden çalışıp şunları söyleyelim de komik olalım gibi bir dertleri yok. Her şey spontane geliştiği için bu derece samimi. Özellikle anlattıkları anılarının belki de birçoğu hiç olmadı ya da biraz benzeri oldu ama mübalağa yaparak anlatılıyor. Sonuç olarak gülüyor muyuz? Evet. Keza bunları uyduruyor olabilmek de bir başarı yani :) Bugün dakika bir gol bir şeklinde başladı Safiye Hanım. En sevdiğiniz bilim adamı kim? sorusuna 5 dakika sonra, uzun uğraşlar sonucu "elektriği bulan adam" cevabıyla programa ısınmaya başlamıştır. Ardından Kanadalı İma ile düet sırasında müthişti :) Herhalde Ajda Pekkan'ın Bambaşka Biri şarkısını bilmeyen yoktur diye düşünüyordum ki neyse gerisini yazmayayım. Zaten kendisi de ülkemize misafir olarak gelen sanatçıya ayıp olmasın diye tek bir kelime dahi söylemediğini açıkladı. Tamamiyle saygıdan yani.. Son olarak İstanbul Olmaz Olsun adlı eserini söylerken canlı olarak klip çeken ilk çift olarak program tarihine geçmişlerdir. Ayrıca stüdyo seyircisinin de hakkını vermek lazım. Onlar da bir şarkıyı en çabuk ezberleyip, şimdi sizde şeklinde eşlik edecek kıvama gelerek tarihe geçmişlerdir.

Ayrıca Ali Biçim&Zagaband ortak yapımı Gelingüvey Olma çok iyiydi. Özellikle Zagaband'in canlı olarak çalması ve arada Murat'ın sesini duymak çok daha güzel yaptı şarkıyı. Özlemişiz be Zagaband'in  sesini canlı olarak duymayı. Tabi ki aradaki kırmızı vs. mavi gitar sohbetlerinde duyuyoruz ama ben performans olarak duymaktan bahsediyorum. Bir Zagaband özel programı yapılsa hiç fena olmaz bence ;)

E madem program 01:50 gibi erken bir saatte bitti; o zaman bu yazı da biraz kısa olarak burada bitsin!