Programı izlemeyenler yazının başlığına bir anlam veremeyebilirler. Şöyle söyleyeyim; gereksiz Eurovision rüzgarından masanın üstünde asılı duran disko topu kendini bir başta bir de sonlara doğru aşağı saldı. Hala anlaşılmadı mı bu Eurovision'un ne olduğu? Bu kadar ehemmiyet vermek niye? Okan yıllardır bunun gay bir organizasyon olduğunu, bir milli mücadele gibi görmememiz gerektiğini söyler durur. Ama bunu bu şekilde düşünmeyenler çoğunlukta olacak ki her yıl bu milli mücadele tekrar başlar. Önce kimi gönderelim tantanası, sonra seçilen ismin eleştirilmesi, yarışma zamanı gelince büyük bir sahip çıkma gösterisi, sonuçlar açıklandıktan sonra "zaten 1. olamayacağımız belliydi" şeklinde yorumlar. Bu sıralama hep böyle olur. Hatta bir de sonuna "zaten şarkıya puan verilmiyor ki her şey siyasi" minvalinde ekstra yaratıcı, yıllardır hiç söylenmeyen açıklamalar eklenir. Bunun böyle olduğu zaten belli. Kimin kime puan vereceğini artık herkes ezberlemiştir. Ama gel gör ki yine bir milli mücadele verdik biz. En güzel yansıması twitter üzerinden görüldü. Yarışma sırasında TT listesi 10'da 10 Eurovision ile ilgiliydi. Bu durumla sık karşılaşmayız. En son şampiyonun belli olduğu, süper final maçının olduğu gün yine TT listesinin tamamı maçla, futbolcularla ilgili veya sinkaflı içeriklerle kaplanmıştı. Türkiye'de futbolun ne kadar önemli olduğunu düşünürseniz bu Eurovision meselesine ne kadar önem verildiğini daha iyi anlayabilirsiniz. Sonuç olarak 7. olduk ve yine aynı sıralama oldu. Yarın medyada da bir kısım sahip çıkar, bir kısım da kıyasıya eleştirir. Böylece bu yılki Eurovision maceramıza nokta koymuş oluruz. Seneye bu kadar takmamak dileğiyle gelelim Disko Kralı'na.
Kral ne dedi: "Örovizyon'u izleyenlere yazık oldu. Biz burada ne güldük ne eğlendik." Evet, tam da böyle oldu. Programın başlarında Okan'ın Bahriyeli Yarim söyleyişi (üstelik şarkıyı esas söyleyene uyarlanmış haliyle) kaçıranlara tavsiye edilir :) Her tarzda şarkıyı bulabileceğiniz bir gece vardı diskoda. Dokuz sekizlik, pop (yerli&yabancı), hicaz, rock. Klasikleşmiş eserleri söyleyen Semih Saygıner beni acayip şaşırttı. Bunu da söylemeden geçmeyeyim. Hatta canlı performansı playbackten daha iyiydi bence.
Stüdyodaki seyirciler arasında Amerikalı misafirler vardı bu gece. Onlarla sohbet ederken Kral'ın ağzından "go and fuck" çıktı yine üstelik bir değil iki kere. Ama neyse bugün RTÜK üyeleri de Örovizyon izliyordur. Gözden kaçırmışlardır. Umarım böyledir. Zaten Haziran sonuna az kaldı yeni bir cezaya tahammül edemem. Fi tarihinin kuşları, gezegenimizin keşfi gibi bir şeyi bir daha izlersem fenalık geçirip ölebilirim. Bak o günler aklıma geldi, daraldım bir anda. Neyse bu sefer elimiz güçlü. En kötü kedi, köpek veya at konularının işlendiği Muhallebi Krallarını öneririz :)
Bu arada Kral bu sefer söz dese de yine ankete bağlanmadı. O kadar yapıyoruz, bakılmıyor diye düşünmeyiniz. Bu durum cumartesi günleri oluyor. Haftaiçi düzenli bir şekilde anket sonuçlarına bakılıyor. O yüzden anketleri yapmaktan vazgeçmeyiniz.
Ali Biçim yeni parçası "lan bari suyu öde" ile Örovizyon'a göz kırptı ;) Oradakilerden eksiği yok. Hatta fazlası bile var. Zagaband canlı çalıyor daha ne olsun?